"ESKİ"

25 Ekim 2013

|


Zombie'li yazimin sonunda dedigim gibi hepimiz bir sekilde kapitalizm zehrine maruz kaliyoruz. Once tuketmeye itiyor bu zehir bizi. Cok yiyor, cok giyiyor, cok aliyoruz. Ne kadar kacsam da yakaliyor bu zehir beni de ve yeni bir sey uretmeyen, var olani defalarca degistirip degisitirip onumuze seren "vintage" akimina kapiliyorum. Zaten yillarca filmleri hep bir toz bulutunun arkasindan, karincalarla seyretmis biri olarak bu "eski" goruntu icime isliyor iyice. Ben de o filmlerin icinde olayim istiyorum. Cok tuketmeyeyim diyorum ama uretmeyi de beceremiyorum. Careyi ikinci el dukkanlarindan, bit pazarlarindan "eski" kokan her seyi toplamakta buluyorum. 
Sansim yaver gidiyor da, aklayip pakladiklari cevirmeli telefonlari 100 liradan asagiya satmayan markalara inat, 
10 liraya buluyorum daha guzelini, en guzelini. Benim bu manyakligimi bilen ablam da karsima daktiloyla cikiyor ve parmaklarim ona deger degmez, birden "Tatli Melegim"deki sekreter Leyla oluveriyorum -ki aslina bakarsaniz normalde de tipim ondan farkli degil zaten :) Telefondu, daktiloydu derken bir de muzikleri saf halleriyle dinleyebilecegim bir pikap yerlestiriyorum yanina. Ee suslemek de lazim; renkli cerceveler icinde eski fotograflar, yine bit pazarindan alinmis geometrik desenli ayna derken evimin en guzel kosesi tamamlanmis oluyor. Sonra da sanat diyorum bunun adina, objelere bagimliligimi, tuketme hastaligimi ortbas etmek icin. Ebeet, sanat baptim ben, yalan mi? Bi kere aldigin seylerin istedigin tarzi ne kadar yansittigini hesaplayacaksin, renklerin uyumunu ve yaratacagi duyguyu dusuneceksin, nasil bir araya koyacagini olceceksin... di mi ya?
Her evin bir tarzi vardir diyorum ve sonra karsima Gabriele Galimberti'nin projesi cikiyor. "Mirrors and Windows"; 5 kitadan yaslari 18 ila 30 arasindaki genc kizlarin kaldiklari odalarin fotograflarindan olusan bir proje. Benim evimi suslemek icin kullandigim eski pusku esyalar, bazilarinin yasamak icin kullandigi elzem esyalar olabiliyorken, acaba diyorum "yokluk" da bir tarz olabilir mi?




BaşBaş


2 yorum:

Gülsüm GÜVEN TUNCER dedi ki...

Ya.. daha neler öğreneceğim ben senden. Mirror and windows projesi ha. Yazdıklarını okumak tuhaf bir alışşkanlık yarattı bende. Ben mi doğurdum seni. Bu kültürü benden mi aldın? I-ıh. beni fena halde aştın sen. Zaten insan davranışlarını yorumladığın zaman hayretler içinde dinliyordum ya seni.
Yazmaya devam et. Çünkü gerçekten de dünyama çok şey katıyorsun.İyi ki varsın.

ZeyneP dedi ki...

"Eşyaların esiri olmayın" demişti biri. Alırken para kaybedersiniz, temizlerken zaman... Olabildiğince az eşyayla kocaman dünyalar yaratabiliriz kendimize. "Tarz" olayına gelince. Tarz sahibi olmak tüketmeyi değil tam tersi üretmeyi, geri dönüştürmeyi gerektirmeli bence. Hele de annem ve senin gibi el becerisi olanlar için... (:

Yorum Gönder